31 Aralık 2025 Çarşamba


İSTİKLAL MARŞI

                                Kahraman Ordumuza

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal!

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.

 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar?


Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın;

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.       

 

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;

Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

 

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma‘bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar —ki şehâdetleri dînin temeli—

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

O zaman vecd ile bin secde eder —varsa— taşım,

Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na‘şım;

O zaman yükselerek Arş’a değer belki başım.

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

 

Mehmet Akif Ersoy


 

-I-

 


Irk: Kalıtımsal özyapıları bir olan insanların oluşturduğu doğal topluluk.

Irkımızın tarihinde yazılır şanlı günler,
Millet olmanın gücüyle yükselir özgürlükler.
Sağdan değil, ruhumuzdan alır kudretini,
Irk olarak değil, milletçe dururuz dimdik yerimizde.

-H-

 Hak: Doğru, gerçek.
Hak, gerçeğin özü, doğruya nur, 
Yalanın gölgesinde sönmez bir sur. 
Adaletle yükselir, eğilmez baş, 
Hakla yürüyen yol, sonsuza taş.

Hakk: Allah.
Bizleri yaratan 
Evreni kuran 
Yiyip içtiklerimizi veren Allah
Hakk’tır Hakk

Hayâsız: Utanma duygusu olmayan,sıkılmayan.
Sıkılmaz asla dünyadan,
Utanmaz yaptıklarından.
Arsızdır tüm insanlardan,
Hayâsız insan.

Helal: Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan, haram karşıtı.
Her Müslüman bilir
Helal nedir
Aykırı değildir 
Dinde yapılması gerekir

Hudâ: Tanrı anlamına gelir.
Hudâ, demek Allah demek,
Yüce güç, sonsuz emek.
Korkma derken milletine,
Güvenmişti sadece Hudâ’sına.

Hür: Özgür.
Hür doğar gökyüzünde süzülen her kuş,
Zincire vurulmaz ruh, kabullenmez susuş.
Milletin yüreğinde saklıdır özgürlük,
Özgür olanın adımı daima yüksekten konuşur

Hürriyet: Özgürlük.
Hürriyet, ufuklarda kanat çırpan kuş,  
Zincirleri kırar, gönüllere hoş.  
Özgürlükle parlar insanın özü,  
Hürriyetle yeşerir yarının sözü.

-G-


Garb: Batı.

Garp ucundan doğan korku bile söner bizde,

Batı'dan esen rüzgâr etmez hürriyet iradede.

Bir millet ki dimdik durur her yönden gele karşı

Batı bile bilmiştir bu halkın kudretin özelden

 

Gövde: Beden.

     Beden yorgun düşse de diridir ruhun ateşi,

     Vatan sevgisi taşır insanın en derin köşesi.

     Bir millet ki gerektiğinde bedenini adar,

    Toprak uğruna çarpar kalbiyle büyür her nefesi.

-F-

Fedâ: Bir amaç yolunda bir değer ya da varlıktan vazgeçme.

Amacına ulaşmak için

Gerekirse her şeyinden vazgeçmeli.

Çünkü zirveler ve yarınlar

Ancak yalnız yürüyenlerin ayak izleriyle dolar.

-E-

Ebedî: Sonu olmayan, sonsuz.
Zaman akar, yıllar geçer,
Ama bazı şeyler durur, sarsılmaz.
Sevgi, umut ve yıldızlar gibi
Kalpte yaşar ebedî, hiç kaybolmaz.
 
Emel: Emel sahibi, isteyen, emeli olan.
Emel olur yürekte doğan hür bir çağrı,
Amaç uğruna yürür millet, geçer dağları.
Bir emeldir özgürlük, sönmez asla alevi,
Bu kutsal istek taşır ulusun yarınları.
 
Engin: Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş; vasi.
Engin ufuklara doğru uzanır hayalim
Sonsuzmuş gibi duran yollarından var payım
Genişliğinde saklıdır milletimin gücü
Sonsuz bir deniz gibi taşar vatanın saygınlığı
 
Ezel: Başlıca belli olmayan zaman; öncesizlik.
Hayatta bir belirsizlik var,
Belirsiz bir zaman.
Ne öncesi ne sonrası,
Olmayan bir zaman...

-C-

Cânân: Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın.
Canan gibi sevdiğim yurduna sarıldım,
Sevginin en temiz halini onda buldum.
Bir sevgili değil sadece bir ömürlük adanış,
Sevgili misali vatana gönlüm bağlandı, durdum.

Celal: Ululuk. /Öfke.
Celal ile coşunca yürek, gök bile titrer.
Hiddetiyle değil, onurunun gücüyle direnişlerini.
Bir gülüşün şanında saklı o büyük izzet,
Sarsılmaz duruşunda celal gibi yükselir sesler.

Cerîha: Bir uzvun yaralanması sonucunda kişide oluşan yaralanma.
Yaralandım sessizce,
Kan aktı içime.
Bir iz kaldı kalbimde,
Dokunsan can verir yine.


Cüdâ: İnsanların veya nesnelerin birbirlerinden uzak olma durumu.
Bir gül var, dalından ırak,
Bir ses var, yankısı soluk.
Bir yürek var, sevgiden cüdâ 
Ne vuslat var ne umut.

-B-



Beri: Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı belirten bir söz, öte karşıtı.

Konuşanın önünde

İki uzaklıktan kendisine

Belirten yakın olanı

Bir söz, öte karşıtı

SUNUŞ



Sevgili öğrenciler,
İstiklâl Marşı, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük yolunda yazılmış en önemli eserlerinden biridir. Mehmet Âkif Ersoy, bu marşta Türk milletinin inancını, cesaretini ve vatan sevgisini dile getirmiştir.
Bu kitapçıkta, İstiklâl Marşı’nda geçen bazı kelimeleri sizler için şiir şeklinde açıkladık. Böylece hem kelimelerin anlamlarını öğrenebilecek hem de dilimizin güzelliğini keşfedeceksiniz. Her kelime, kısa dörtlüklerle anlatıldı; okumak hem kolay hem de eğlenceli olacak.
Manzum sözlükler geçmişte de kullanılmıştır. Eskiden öğrenciler kelimeleri şiirlerle öğrenir, böylece hem anlamlarını kavrar hem de edebiyatın tadını çıkarırlardı. Bu kitapçık, o geleneği yaşatarak sizlere sunulmuş bir kültürel anı özelliği taşımaktadır.
Amacımız, İstiklâl Marşı’nı daha iyi anlamanız, kelimelerin derin anlamlarını kavramanız ve Türkçemizin zenginliğini görmenizdir. Bu manzum sözlük, sizlere hem bilgi hem de ilham vermek için hazırlandı.

Çalışmamızda Yararlanılan Kaynaklar

 

ÇALIŞMADA FAYDALANILAN KAYNAKLAR
Çevrimiçi (Online) Kaynaklar ve Sözlükler
Kubbealtı Lugatı. (t.y.). Kubbealtı Lugatı: Misalli Büyük Türkçe Sözlük. 15 Aralık 2025 tarihinde erişilmiştir: https://lugatim.com

Türk Dil Kurumu. (t.y.). Güncel Türkçe Sözlük. 15 Aralık 2025 tarihinde erişilmiştir: https://sozluk.gov.tr/

Kitap
Devellioğlu, F. (2017). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat (A. Y. Özkan, Haz.). Aydın Yayınevi. (Orijinal çalışma 1962'de basılmıştır).

Akademik Makaleler ve Bildiriler
Atay, E. (2022). İbrahim Gültekin’in “Dil Öğretiminde Tarihi Derinlik Manzum Sözlükler” adlı Eserinin İncelenmesi. Türkiyat Mecmuası, 32(2), 781-786.

Aytan, T. (2022). Sübha-i Sıbyan. Türk Maarif Ansiklopedisi (Cilt 5, s. 493-494). İstanbul: Türk Maarif Vakfı Yayınları.

Baş, K. (2024). Sübha-i Sıbyân Adlı Eser Özelinde Manzum Sözlüklerin İlköğretim ve Ortaöğretim Ders Müfredatında Öğretim Metodu Olarak Kullanılması. Kıbrıs Dergisi, (15), 17-24.

Duyar, H. (2024). Üç Dilli Manzum Bir Sözlük Olan Se-Zebân’da Eğitim, Öğretim ve Değerler. Elektronik Dil ve Eğitim Dergisi, 5(1), 32-51.

Güler, K. (2016). Dil Öğretiminde Manzum Sözlüklerin Rolü ve Tuhfe-i Nushî. The Journal of Academic Social Science Studies (JASSS), (49), 157-174.

Uzun, K. (2021). Manzum Sözlükler Bize Ne Anlatır? Türk Dili, (833), 72-79.

 

-V-


Bir an sustu dünya,
Ne ses vardı ne beden.
Zaman eridi, ben yoktum artık,
Ne varlık vardı ne de yokluk.

30 Aralık 2025 Salı

MANZUM SÖZLÜK NEDİR?


Manzum sözlük, temel işlevi kelime öğretmek veya bir dili tanıtmak olan, ancak bu bilgileri kafiyeli ve ölçülü bir biçimde (şiir formunda) sunan sözlük türüdür. İslam medeniyeti ve özellikle Klasik Türk Edebiyatı geleneğinde önemli bir yere sahip olan bu eserler, genellikle eğitim amaçlı kaleme alınmıştır.

Akademik çerçevede manzum sözlükler şu özelliklerle tanımlanır:

1. Temel İşlev ve Yapı
Bu eserler, özellikle çocuklara veya dili yeni öğrenenlere yabancı kelimelerin (genellikle Arapça ve Farsça) Türkçe karşılıklarını ezberletmeyi kolaylaştırmak amacıyla yazılmıştır. Şiirin ritmik yapısı ve kafiye düzeni, bilginin akılda kalıcılığını artırmak için pedagojik bir araç olarak kullanılmıştır.

2. Form ve Muhteva Özellikleri
Vezin ve Kafiye: Genellikle aruz vezniyle yazılırlar. Sözlük kısmında kelimeler yan yana dizilirken, aralarındaki anlam ilişkisi beyit veya kıta formunda korunur.

Bölümler: Çoğu manzum sözlük; Allah’a hamd (muhabbet), Peygamber’e salat (naat) ve eserin yazılış sebebinin (sebeb-i telif) anlatıldığı giriş bölümleriyle başlar.

Tasnif: Kelimeler alfabetik bir sıradan ziyade, vezin gerekliliklerine veya konu başlıklarına (gök cisimleri, hayvanlar, akrabalık bağları vb.) göre gruplandırılabilir.

3. Edebiyat Tarihindeki Önemi
Klasik Türk Edebiyatı'nda manzum sözlükçülük, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar devam eden köklü bir gelenektir. Bu türün en bilinen örnekleri şunlardır:

Tuhfe-i Şahidi,İbrahim Şahidi,Farsça-Türkçe (En yaygın kullanılanıdır)
Subha-i Sıbyan,Yazarı meçhul,Arapça-Türkçe (Sıbyan mekteplerinde temel kitaptır)
Tuhfe-i Vehbi,Sünbülzade Vehbi,Farsça-Türkçe (Sanatsal değeri yüksektir)

SÖZLÜK İNDİR

Sözlük çalışmamız A6 ebadındadır. A5 sayfasına iki sayfa sığacak şekilde yazdırabilirsiniz. 

Baskiya hazır PDF nüshası için tıklayınız. 

İNDİR

-Ö-

 Henüz burada sözcük yok.

-Z-

 

Zırh: Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi.
Akın akın gelen düşmana karşı
Demirden, altından yapılan zırh
Korudu askerimi kılıçtan, oktan
Kurtardı askerlerimizi şehit olmaktan

-Y-

Henüz burada sözcük yok.

-V-


Vaat: Bir işi yerine getirmek için verilen söz.
Söz verdik bir kere 
Özgürlüğe sonsuza dek,
Söz verdik bu toprakta 
Esaret olmaz elbet.

Vecd: Ruhun dünyevi gerçeklikten kurtulduğu kendinden geçme ve coşkunluk hali.
Bir an sustu dünya,
Ne ses vardı ne beden.
Zaman eridi, ben yoktum artık,
Ne varlık vardı ne de yokluk.

-Ü-

 Henüz burada sözcük yok.

-R-

 Henüz burada sözcük yok.

-O-

 
Ocak: Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık.
Alev alev yanar içimdeki eski bir ocak,
Yurdun sıcak nefesi, sığınanı kucaklar ancak
Her kıvılcımında milletimin sesi var,
Küllerinden doğan bir umut gibi sıcak.